Kızılboğa Modeli perspektifinden bakıldığında ise selektif mutizm yalnızca konuşmama davranışı olarak değil; çocuğun kaygı düzeyi, kaçınma davranışları, aile tutumları, çevresel beklentiler ve iletişim deneyimlerinin etkileşimi sonucunda ortaya çıkan çok boyutlu bir iletişim sorunu olarak değerlendirilir.
Bu nedenle müdahalede yalnızca çocuğun konuşmasını hedeflemek yerine; kaygıyı azaltma, güvenli iletişim ortamları oluşturma, ebeveyn danışmanlığı, öğretmen iş birliği ve aşamalı exposure çalışmalarıyla iletişim katılımını artırmaya yönelik müdahaleler birlikte ele alınır. Nitekim alanyazında selektif mutizm müdahalelerinin neredeyse tamamı pekiştirme, exposure ve bilişsel yeniden yapılandırma gibi davranışçı stratejileri içermekte ve bu yaklaşımların etkili olduğu bildirilmektedir (Muris & Ollendick, 2015). Kızılboğa Modeli’nde aile danışmanlığı ve aşamalı exposure çalışmaları, selektif mutizmin yönetiminde ve konuşmanın farklı ortamlara genellenmesinde merkezi bir yere sahiptir; çünkü ebeveynler, çocuğu kaygı veren durumlardan “kurtarma” döngüsünden çıkarıldığında değişimin en önemli aktörleri hâline gelir (Vecchio & Kearney, 2009; Carpenter ve ark., 2014). Böylece çocuk, konuşma baskısı hissetmeden iletişim kurma konusunda güven kazanır ve farklı sosyal ortamlarda iletişime katılımını artırabilir.
Yorum yapmak için giriş yapın
Bir yorum göndermek için giriş yapmış olmalısınız. Lütfen giriş yapın. Giriş Yap
Yorumlar (0)